Mert Gölü ve Karadeniz

Mert Gölü ve Karadenizin kavuştuğu yer Devamı »

Hırçın Karadeniz

Sahilde dinlenmeye çekilmiş sandallar Devamı »

Mert Gölü

Mert Gölü kuş cenneti. Kuğudan leyleğe yüzlerce çeşit kanatlının uğrak yeri Devamı »

Longoz Ormanları

Longoz ormanları nam-ı diğer subasar ormanları Devamı »

İğneada Limanı

Eylülü bekleyen balıkçı tekneleri Devamı »

MEB Kampı plajı

Denizi sığ kumu ince MEB kampı plajı Devamı »

 

Bir Marmara buhar oldu!

Bir Marmara buhar oldu!

Trakya Platformu Yürütme Kurulu Üyesi Göksal Çidem, 2 Şubat Dünya Sulak Alanlar Günü açıklamasında, Türkiye’de son 50 yılda Marmara Denizi kadar sulak alanın kaybolduğuna dikkat çekerek, “2 Şubat kutlama değil, kaybettiğimiz sulak alanlardan ders alma, kalanlar için ise nasıl kurtarırız diye hesap yapma günüdür” dedi…

İğneada Longozu

İğneada Longozu

Trakya Platformu Yürütme Kurulu Üyesi Göksal Çidem, Türkiye’de son 50 yılda Marmara Denizi kadar sulak alanın kaybolduğunu bildirdi. Çidem, 2 Şubat Dünya Sulak Alanlar Günü açıklamasında, “2 Şubat kutlama değil, kaybettiğimiz sulak alanlardan ders alma, kalanlar için ise nasıl kurtarırız diye hesap yapma günüdür” dedi.

Çidem yaptığı açıklamada şunlara yer verdi:
“2 Şubat 1971 yılında imzaya açılan Sulak Alanların Korunması Sözleşmesi’ni ülkemiz, 17 Mayıs 1994 tarihinde imzaladı. 1994 yılında ilk dahil edilen Mersin Göksu Deltası, son dahil edilen ise 2013 yılında Bitlis’teki Nemrut Kaldera’sıdır.
2 Şubat kutlama değil, kaybettiğimiz sulak alanlardan ders alma, kalanlar için ise nasıl kurtarırız diye hesap yapma günüdür. Ülkemiz de son 50 yılda Marmara Denizi kadar bir sulak alanı kaybettik.
Ülkemizde uluslararası öneme sahip, 135 sulak alandan 14 tanesi RAMSAR kapsamındadır. 135 alandan ikisi ise Kırklareli sınırları içerisindedir. Bunlardan birisi İğneada longozu, diğeri ise Dupnisa Mağarası’dır. Ne yazık ki Dupnisa Mağarası Mermer Ocağı, İğneada ise Termik ve Nükleer Santral gündeme geldi.
Dupnisa Mağarası için tehdit oluşturan, 2012 yılında açılmak istenen mermer ocağına, olur ve onay verenler, yaptığımız itirazlar sonucunda yanlıştan döndüler. Hatta İlgili Bakanlık Mağara konusunda ki hassasiyetimizden dolayı teşekkür bile etti.
Hani doğada her canlının yaşama hakkı vardı? Yaklaşık 40 yıldır, günlük çıkarlar uğruna milyonlarca canı yok ettik. Bölgemizde ki en çarpıcı örnek Ergene’dir.
Yaşı yarım asrı devirenler, doğaya çıktıklarında ‘Bizim zamanımızda şurada pınar, şurada kaynak vardı, pırıl pırıl su akardı’ diye söze başlarlar. Ergene’de tutulan yayın ve sazan balıklarını anlatırlar. ‘Yüzmeyi orada öğrendik’ derler. Peki şimdi neden balık yok? ‘Neden yüzemiyorsunuz?’ dediğinizde verilen cevap ‘Çok kirli’, ‘Çok kötü kokuyor’. Çünkü Ergene’den su değil, sıvı akıyor.
İyi de, temiz olan su ve içindeki yaşam neden yok oldu? Kim yok etti? Asıl sorun da burada. Doğal varlıkların yok olmasındaki en büyük etken yanlış planlamalar ve bu planları yapanlar ve onaylayanlardır. Yanlış planlara dava açınca da ‘Bunlar her şeye karşı çıkıyor’ diyorlar. Bizler sadece yaşamı savunuyoruz. Yaşam için de milyonlarca yıldır, yaşam kaynağı olan doğal varlıklarımızı korumak ve gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya bırakma derdindeyiz.
Dünyanın en önemli sulak alanlarından İğneada Longozu’nun 2012 yılında RAMSAR kapsamına alınacağı ilan edilmiş, ancak daha sonra İğneada unutulmuş, yok sayılmış ve yok sayılmaya devam etmektedir. 2012’den sonra, Termik, Nükleer, Liman ve barajlar ile gündeme gelmektedir. İğneada RAMSAR kapsamına alınmalı, Tüm dünyaya tanıtılmalıdır. Çünkü, dünyada Amazon ve Afrika Kongo’sundan sonra bu ölçekte en büyük subasar (longoz) ormanı, ülkemizde İğneada’da bulunmaktadır.
İğneada bölgesinde Küresel Çevre Fonu ve AB katkılarıyla milyon dolarlık projeler yapıldı. Hazırlanan dosyalar UNESCO ya sunulacaktı. Sunulmadı. 6-7 yıldır sunulmuyor. Sorduk, ‘Neyi bekliyoruz?’ Cevap, ‘Proje sahasının biyosfer alan olarak kabul edilmesine yönelik bir Biyosfer Alan Adaylık Dosyası hazırlanmış ancak UNESCO MAB Komisyonuna sunulmamıştır.’ Şimdi bir daha sormak gerekiyor. O halde bu projeler kapsamında dosyalar neden hazırlandı? Neden sunulmuyor? İğneada ve çevresi için yeni projeler mi var?
Su, bulunduğu havzaya ve oradaki canlılara aittir. Doğal bir varlıktır. Su, tüm canlılar için yaşamın temel koşuludur. “

Bir Cevap Yazın