LONGOZ ORMANLARI

LONGOZ (SUBASAR ORMANI) NEDİR?

Longoz, denize doğru akan derelerin getirdiği kumların birikerek kıyıda set oluşturması ve dere ağzını kapatması sonucu akarsuyun biriktiği yerde oluşan bir özel ekosistemdir. Yalnızca belirli ağaç (örneğin, dişbudak, kızılağaç, vs), bitki (örneğin, göl soğanı, su menekşesi, vs) ve kuş (örneğin, kara leylek, balıkçıl, vs) türleri bu yaşam ortamını tercih ederler.

Bu ekosistemin devamlılığı için en temel koşul, bol suyun devamlı var olmasıdır. Su, getirdiği kil ve organik materyal ile bu sahaların topraklarını mineral ve organik materyal yönünden zenginleştirir. Bu sucul ormanlar yağmur ormanları gibi gürdür. Bununla birlikte, yağmur ormanları gibi sadece yağışa ve hava nemine değil, daha çok ‘taban suyu’na bağımlıdır. Bu özellikleri ile tropikal bölgelerin ‘mangrove’ ormanlarına benzer.

Longoz ormanları nadir rastlanan ekosistemlerdir. Türkiye’de İğneada (Kırklareli), Acarlar (Sakarya) ve Sarıkum’daki (Sinop) longoz ormanlarının yanı sıra, Kızılırmak Deltası’nda da (Samsun) longoz niteliğine sahip ormanların çok küçük kalıntıları kalmıştır.

Bunların dışında yeterli büyüklük ve kapalılığa sahip alüvyal-subasar orman kalmamıştır.
Bu nedenle elimizde kalan son longoz ormanlarının varlıklarını sürdürmeleri çok önemlidir.
İĞNEADA LONGOZ SU BASAR ORMANLARI

İğneada longoz ormanları, Yıldız (Istranca) Dağları’ndan Karadeniz’e doğru akan derelerin beslediği Erikli, Mert ve Saka göllerinin, önlerindeki kumul dolayısıyla ilkbaharda fazla gelen sularla şişerek geriye doğru taşması ve düz araziyi kaplaması sonucunda oluşmuştur. Kış ve ilkbahar aylarında tamamen sularla kaplı olan yaz ve sonbahar aylarında ise suyu çekilen bu ormanlar oldukça boylu (8-15 metre) karışık orman ağaçlardan oluşan bir floristik kompozisyona sahiptir. Bu karışık ormanları dişbudak, kayın, saplı meşe, sapsız meşe, ova akçaağacı, çınar yapraklı akçaağaç, üvez, ıhlamur, kızılağaç, mürver, kızılcık, karaağaç ve gürgen gibi ağaçlar oluşturur. Zengin bir orman altı florasına sahip olan bu ormanlar, alüvyal toprakların mikro-organizma faaliyetinin yoğunluğu nedeniyle çevresine göre daha sıcak olup burada yetişen ağaçlar ve diğer bitkiler daha erken vejetasyona başlarlar. Bu ormanların mevcut durumlarını korumaları yüksek taban su seviyesine bağlıdır. Gerek Avrupa’da gerekse Türkiye’de nadir bulunan bu ormanların habitatlarının korunması büyük önem arz etmektedir.

http://www.longozukoru.org/

BALIK TÜRLERİ
İğneada’nın lagün, göl ve dere gibi farklı sulak alanlarında bilinen 30 balık türü yaşamaktadır. Bu balık türlerinden 8’i Bern Sözleşmesinde “korunması gereken tür” ilan edilmiştir. Bunlar; Dere Hamsisi (Chalcalburnus chalcoides). Deniz İğnesi (Syngnathus abaster), Tatlısu Kaya Balığı (Neogobius fluviatilis), Kurt Balığı (Aspius aspius), Noktalı İnci Balığı (Alburnoides bipunctatus), Acı Balık (Rhodeus amarus), Taş Yiyen Balık ı (Cobitis taenia) ve Kababurun Balığıdır (Chondrostoma nasus). Balık çeşitliliğinin en fazla olduğu Mert, Erikli ve Saka lagün gölleri, üreme, beslenme ve korunma amacıyla denizden tatlı suya veya tatlı sudan denize göç eden kefal (Mugil cephalus) ve gümüş balığı (Atherina boyeri) gibi balık türlerine de ev sahipliği yapmaktadır. Bir tatlısu gölü olan Hamam Gölünde kerevit, alanı besleyen derelerin Istranca Dağları’ndan çıkan kaynaklarında ise kırmızı benekli alabalık (Salmo trutta) yaşamaktadır.

ACI BALIK (Rhodeus amarus)
Etlerinin acı olması nedeniyle bu isimle anılırlar. Sazangiller familyasından olup 8-10 cm uzunluğundadır. Üremeleri için midyelere ihtiyaçları vardır. Dişisi yumurtalarını yumurtlama borusu aracılığıyla bazı midye türlerinin arasına bırakır, erkeği de spermlerini bunların yanına bırakır, çıkan yavrular bir ay sonra midyeyi terk eder.

KURT BALIĞI (Aspius aspius)
4-5 yaşındaki erişkinleri 50-55 cm uzunluk ve 2-3 kg ağırlığa ulaşır. Gençleri sürüler halinde dolaşır. Yırtıcı ve obur gençlerin besinleri her cinsten küçük su hayvanları ve su bitkilerinden oluşur. Yalnız gezen erginlerinin besinlerini ise küçük balık türleri, kurbağalar, su sıçanları ve su kuşları oluşturur.

HAS KEFAL (Mugil cephalus)
Ömürleri 10-15 yıl arasında olup genellikle erkekleri 4. ve dişileri 5. yıl da cinsi olgunluğa ulaşır ve genellikle 30 ile 50 cm arasında olur. Dipte yaşayan küçük canlı organizmalarla beslenir. Yemlenmek üzere denizlerden tatlı sulara ve yumurtlamak üzere tekrar denize göçerler.

DERE HAMSİSİ (Chalcalburnus chalcoides)
Uzunlukları en fazla 40 cm kadardır. Renkleri; sırtta esmer gri, yan tarafları ve kann bölgesi gümüş beyazdır. Bazen sırt tarafında yeşilimsi esmer yansımalar görülür. Gruplar halinde gezerler, tatlı su formları olmalarına rağmen, bazen acı sulara da geçiş yapabilirler.

DENİZİĞNESİ (Synğnathus abaster)
12-18 cm uzunluğunda, ağzı boru biçiminde, karın yüzgeçleri olmayan bir balıktır. Dişinin yumurtalarını ve genç yavruları erkek, karın kıvrımından yapılmış bir kese içinde taşır, insan gıdası bakımından hiçbir ekonomik değeri yoktur.

KIRMIZI BENEKLİ ALABALIK (Salmo trutta)
Genellikle hızlı akan ve soğuk ve oksijeni bol olan suları tercih ederler. Ancak, durgun sularda da bulunabilirler. Boyları 30 cm kadar olabilir. Daima tatlı sularda kalan formlardır. Üreme dönemleri diğer tatlı su balıklarının aksine Kasım-Aralık aylarındadır. Cinsel olgunluğa 2-4 yaşlarında ulaşırlar.

GÜMÜŞ BALIĞI (Atherina boyeri)
Boyları en fazla 15 cm kadardır. Bu tür genellikle küçük sahil formu olarak bilinmekle beraber, denizle bağlantısı olan göllerde de yaşayabilir. Bu tür, zaman zaman bulunduğu ortamdaki diğer balıkların yumurtalarını tükettiklerinden fauna İçin zararlı olmaktadır.

TAŞ YİYEN BALIK (Cobitis Taenia)
Yetişkinleri 8-10 cm büyüklüğündedir, genellikle sığ, tabanı kumlu sularda yaşar. Sık sık kendini başı ve kuyruğu dışarıda kalacak şekilde kuma gömer. Bu gizli ve gece yaşantısı kendisini düşmanlardan korumaya yarar. Dipte dolaşan küçük canlılarla beslenir. Nisan-Haziran aylan arasında yumurtlar.
SU VE BATAKLIK BİTKİLERİ
İğneada’da yer alan göller ve çevresindeki bataklıklar birçok su bitkisi türünün yaşam alanıdır. Göl içlerinde su derinliğinin 50-100 cm olduğu alanlarda yayılış gösteren ve yer yer örtüşü %100’û bulan bitki topluluğunun baskın türleri Schoenoplectus lacustris, Phrağmites australis, Thypha domingensis ve T. angustifolia’dır. Floristik kompozisyonu daha zengin olan taban suyu yüksek yarı tuzlu bataklık alanlarda Bolboschoenus maritimus, Cladium mariscus, Juncus heldreichanus, Sparğanium erectum, Atriplex patula, Chenopodium chenopodioides, Spergularia bocconii, Leucojum aestivum (göl zambağı), Limonium gmelinii, Cirsium creticum, Polypoğon viridis gibi bitkiler yayılış gösterir. Hamam ve Pedina gölleri etrafındaki tatlısu bataklıkları ise Türkiye’de örneğine çok az rastlanan Avrupa-Sibirya tatlısu florasını içermesi açısından oldukça önemlidir. Bu bataklıklarda görülen tehdit altındaki göl kestanesi (Trapa natans) ve nilüfer (Nymphaea alba) toplulukları yüksek su kalitesinin göstergesi olarak kabul edilir. Dere kenarlarındaki doğal setler boyunca yayılış gösteren kumlu mera toplulukları arasında, Türkiye için yeni bir tür olan Logfia minima ve nadir görülen bazı Trifolium türlerine rastlanır.


MEMELİLER

Memeli tür çeşitliliği oldukça yüksek olan İğneada ve çevresi, tüm Türkiye’deki memelilerin % 34’ü ve Trakya’daki memelilerin % 57’sini barındırmaktadır. Sahada; Geyik (Cervus elaphus), Karaca (Capreolus capreolus), Yaban Domuzu (SÜS scrofa), Kurt (Canis lupus), Tilki (Vulpes vulpes), Çakal (Canis aureus), Yaban Kedisi (Felis silvestris), Sansar (Martes martes), Orman Faresi (Apodemus flavicolis), Porsuk (Meles meles), Yarasa ve Su Samuru (Lutra lutra) gibi memeliler yaşamaktadır. Alanın her yerinde varlığı tespit edilen Orman Faresi, etoburlar ve gece ve gündüz yırtıcılarının besinini oluşturduğu için gösterge tür olarak tespit edilmiştir.

YABAN KEDİSİ (Felis silvestris)
Yerleşim yerlerine yakın, geniş yapraklı ve karışık ormanlarda, nadiren iğne yapraklı ormanlarda, çalılıklı kırlarda ve kamışlıklarda yaşarlar. Çok iyi tırmanır, koşar ve daldan dala sıçrarlar. Çiftleşme ve yavru büyütme devresi dışında tek yaşarlar. Gözleri karanlıkta çok iyi görür. Esas besinlerini fareler ve küçük kemirgenler, küçük kuşlar, kurbağalar, balıklar oluşturur.

KIZILGEYIK (Cervus elaphus)
Orman altı örtüsü zengin ormanların kuytu ve sessiz yerlerini tercih ederler. Bitkilerin taze sürgünleri, yaprak ve çeşitli meyvelerle beslenirler. Sıcak havalarda çamurlu yerlere yatmaktan hoşlanırlar. Sürüler halinde dolaşırlar. Erkekleri çatallı büyük boynuzlar taşırlar. Boynuzlarını her yıl Mart – Nisan aylarında atarlar. Boynuz atma zamanı erkekler ayrılır ve boynuz sürme sırasında ayrı sürüler oluşturur.

YABAN DOMUZU (Sus scrofa scrofa)
Genellikle gece dolaşır ve yayılırlar. Gündüzleri orman, çalılıkların ya da sazlıkların sık yerlerinde yatarlar. Yalnız kışın gündüzleri işlektirler. Toprağı burunları ile kazıp eşerler, çıkan böcek, larva, solucanları, kuş yavruları ve fareleri, keza bitkilerin yumuşak yeşil kısımlarını, bitki yumrularını ve köklerini yerler. Çok iyi yüzerler ve çamurlanmayı severler. Sürü lideri yaşlı bir dişidir, erkekler iki yaşında sürüden ayrılırlar. Tek dolaşan yaşlı erkekler bazen gruplar oluştururlar.

AGAÇSANSARI (Martes martes)
Yerden çok yüksekteki ağaç kovuklarında, sincapların terk ettikleri yuvalarda, ağaç kökleri arasında, taş kovuklarında yuva yaparlar. Çok iyi tırmanırlar ve çok çeviktirler. Ağaçtan ağaca geçerek uzun mesafeler kat ederler. Nadiren yüzerler. Islak yerlerden hoşlanmazlar. Kuş, kuş yumurtası, kurbağa, sincap, böcek, fare, kertenkele, böğürtlen ve meyve ile beslenir.

PORSUK (Meles meles)
Ağır vücutlarına ve kısa bacaklarına rağmen hızlı ve çevik hareket ederler. Engerek yılanlarının en önemli düşmanlarındandır. Esas besinlerini toprak solucanları, kemirgenler, özellikle fareler, küçük sincaplar, kurbağalar, böcek larvaları, kuş yumurtaları, yumuşakçalar ve duruma göre leşler oluşturur. Toprağın içindeki hayvanları koku alma organları ile saptar ve toprağı eşerek onları yerler. Aile oluşturma eğilimleri güçlüdür. Bazen 2-3 aile bir arada yaşarlar.

SU SAMURU (Lutra lutra)
Kıyıları ağaçlıklı nehir ve göllerin kenarlarında yer altı yuvaları kurarlar. Çok iyi yüzer ve dalabilirler, 10 dakika su altında kalabilirler. Besinleri bütün su hayvanları, bilhassa balıklar, kabuklular ve su kuşlarıdır. Yıl boyunca birey tarafından korunan belirli bir alanda, çiftleşme dönemleri hariç, tek yaşarlar. Yazın sıkça deniz kıyılarına gider. Karada da hızlı koşarlar. Dişiler yavrularını iki yanına “V” harfi şeklinde alarak yüzerler. Yüzerken sadece başının bir kısmını, burun ve gözlerini suyun dışında tutarlar.

TİLKİ (Vulpes vulpes)
Çalılıklarda ve altında bitkisi çok olan ormanlarda yaşarlar. Çiftleşme dönemlerinin dışında tek yaşarlar. Dişi öldüğünde yavruların bakımını erkek üstlenir. Kural olarak gece avlanırlar. Esas besinlerini, fareler, böcekler, kuşlar ve yeni doğmuş büyük memeli yavruları oluşturur. Toprak altındaki farelerin seslerini alır ve toprağı eşerek onları yakalayabilirler. Terkedilmiş porsuk yuvalarını kullanmayı tercih ederler.

KARACA (Capreolus capreolus)
Tarım alanlarının ormanlarla iç içe oldukları yerleri, bol miktarda çayırlık ve açıklıkların bulunduğu geniş yapraklı korulukları ve koruluktu bataklıkları tercih ederler. Atlayarak ve sıçrayarak hareket eder, sadece otlarken yürürler. Besinlerini çok seçerler, taze sürgünleri, tomurcukları, yaprak ve otları yiyerek beslenirler. Yalnız erkeklerinde boynuz bulunur. Erkekler Eylül-Ekim aylarında boynuzlarını atarlar.

KURT (Canis lupus)
Genellikle aile halinde yaşarlar. Ailede ana, baba, aynı yılın gençleri, bir önceki senenin erginliğe ulaşmayan yavruları bulunur ve birey sayısı nadiren 10’u aşar. Her grup avlanma alanını bıraktıkları idrarlarla belirler. Daha çok tavşanları, kemiricileri, kurbağalan, sürüngenleri ve kuşları avlarlar. Geyik gibi iri yapılı hayvanlara saldıracakları zaman sürü genişler ve farklı aileden bireyler bir araya gelir.

SARI BOYUNLU ORMAN FARESİ (Apodemus flavicollis)
Yaşam alanı olarak ağaçlık yerleri tercih ederler. Bazen kayalıklarda da bulunurlar. Sıcağı çok sevmezler. Yuvalarını köklerin arasında gölge yerlerde yaparlar. Ağaçların taç kısmına kadar tırmanırlar. Besin olarak yağlı ve nişastalı tohumları yerler. Bazen omurgasızları da yerler. Besinlerini yuvalarındaki özel odacıklara depo ederler.


LONGOZ BİTKİLERİ

İğneada longoz ormanları, Yıldız (Istranca) Dağları’ndan Karadeniz’e doğru akan derelerin beslediği Erikli, Mert ve Saka göllerinin, önlerindeki kumul dolayısıyla ilkbaharda fazla gelen sularla şişerek geriye doğru taşması ve düz araziyi kaplaması sonucunda oluşmuştur. Kış ve ilkbahar aylarında tamamen sularla kaplı olan yaz ve sonbahar aylarında ise suyu çekilen bu ormanlar, oldukça boylu (8-15 metre) karışık orman ağaçlardan oluşan bir floristik kompozisyona sahiptir. Bu karışık ormanları dişbudak, kayın, saplı meşe, sapsız meşe, ova akaçaağacı, çınar yapraklı akçaağaç, üvez, ıhlamur, kızılağaç, mürver, kızılcık, karaağaç ve gürgen gibi ağaçlar oluşturur. Zengin bir orman altı florasına sahip olan bu ormanlar, alüvyal toprakların mikro-organizma faaliyetinin yoğunluğu nedeniyle çevresine göre daha sıcak olup burada yetişen ağaçlar ve diğer bitkiler daha erken vejetasyona başlarlar. Bu ormanların mevcut durumlarını korumaları yüksek taban su seviyesine bağlıdır. Gerek Avrupa’da gerekse Türkiye’de nadir bulunan bu ormanların habitatlarının korunması büyük önem arz etmektedir.

Soğanlı Bitkiler
Alanda çok fazla sayıda bulunan soğanlı bitkiler, ilkbahar ve sonbahar olmak üzere iki farklı mevsimde çiçek açarlar. Bu bitkiler arasında alanda en çok rastlanan siklamen ve iki yapraklı ada soğanıdır. Mavi bataklık süseni ve kardelen daha çok orman içi açıklıklarda bulunurken, orkide türleri ve ters lale ise orman altında sıkça görülür. Longoz ormanlarında suyun bol olduğu kesimlerde ise göl soğanlarını öbekler halinde görebilmek mümkündür.
KUŞ TÜRLERİ
Türkiye kuş varlığını oluşturan 454 kuş türünden yarıya yakını (194 tür) yıl içerisinde İğneada’da görülebilmektedir. Alan çok sayıda su kuşu ve yırtıcı kuşun, özellikle de leyleklerin (ak ve kara leylek) sonbahar göçünde geçiş yoludur. Bazı su kuşları (balıkçıllar, kazlar, ördekler, su tavukları, yağ-murcunlar vb.) ve yırtıcılar (kartallar, şahinler, doğanlar, deliceler vb.) ise alanda üremektedir. Alanda görülen dokuz kuş, İğneada ekosisteminin sağlıklı işleyip işlemediğini gösteren gösterge tür olarak kabul edil-miştir. Bu türlerden Küçük Yeşil Ağaçkakan ülkemizde sadece Kuzey Trakya’da yayılış göstermektedir; Cüce Karabatak, Ak Kuyruklu Kartal ve Küçük Kerkenez ise Avrupa Kırmızı Listesi’nde nesli tehlike altında olan ve/veya tehlike altına girebilecek türlerdir.

AK KUYRUKLU KARTAL (Haüaeetus albicilla)
Çok iri ve hantal, büyük kafalı, uzun ve geniş kanatlı, çok kısa kuyruklu bir kartaldır. Erişkini kahverengidir, sarı büyük bir gagası ve göz alıcı beyazlıkta bir kuyruğu vardır. Erkeği dişisinden daha küçük ve ince uzundur. Tipik olarak kıyıların yakınında ya da sulak alanlar üzerinde görülür. Çok yükseklerde süzülerek uçabilir, su üzerinde gördüğü yiye-ceği pençeleri ile kapmak için kapmak için suya doğru hamle yapar. Kayalar ve ağaçlarda yuva yapar.

KARA LEYLEK (Ciconia nigra)
Beyaz karnı ve kuyruk allı örtüleri dışında simsiyahtır; yakından tüylerinin parlak yeşil ve mor olduğu fark edilir. Gagası ve bacakları kırmızıdır. Gencinin gövdesi daha kahverengi, gagası açık renklidir. Leylekten çok daha ürkektir. Yaşlı ormanlarda ve kayalıklarda yuva yapar; çevredeki bataklık ve tatlısu kenarlarında beslenir.

KUÇUK YEŞİL AĞAÇKAKAN (Picus canus)
Yeşil ağaçkakanın daha küçüğü ve daha boyunsuzu gibidir, kırmızı ve büyük tepesi yoktur. Başı küçük ve yuvarlak, gagası kısadır. Başı gridir ve koyu renk ince bir bıyığı vardır, erkeğin alnı kırmızıdır. Gözleri yeşil ağaçkakanın gözlerinden daha koyu dur. Yeşil ağaçkakandan sık taklar, taklaması eşit aralıklıdır. Çoğu kez yerde beslenir. Nemli ormanlar ve nehir boyundaki ağaçlarda yaşar.

BÜYÜK BAŞTANKARA (Parus majör)
Siyah-beyaz başı ve parlak sarı konuyla hemen tanınır. Gıdıdan kuyruk altına kadar siyah bir şerit uzanır, bu şerit özellikle erkeğin karın bölgesinde daha geniştir. Çok geniş bir ses repertuarı vardır, ötüşü gürdür. Gencinin başlığı ve karın çizgisi kahverengi, yanakları sarıdır. Her türlü ağaçlık alanda ve yerleşim yerlerinde çok sayıda görülür.

AK KUYRUKSALLAYAN (MotaciHa alba)
Bu boydaki siyah beyaz renkli ve uzun kuyruklu tek kuştur. Üreme giysisinde siyah beyaz başı, siyah göğsü ve gri sırtıyla tanınır. Dişisi biraz daha soluk renklidir. Küçük yerleşimlerin çevresi ve su kenar (arında bulunur.

KÜÇÜK KERKENEZ(Falco naumanni)
Kerkeneze çok benzer; biraz daha küçük ve biraz daha kısa kuyrukludur. Erkeğin sırtı beneksiz, başı grimsi mavi, büyük kol örtüleri gridir. Dişisini ve gencini kerkenezden ayırt etmek zordur, orta kuyruk telekleri diğerlerinden uzundur. Havada asılı kaldığında az kanat çırpar daha çok süzülür. Kerkenezden sürücüldür. Kaya yarları, evler ve harabelerde koloniler halinde yuva yapar.

SAKARCA(Anser albifrons)
Alnında geniş bir beyazlık, karnında değişen miktarda enine siyah şeritler bulunur. Gagası pembe, ayaklan turuncudur. Genci düz gri-kahverengidir; alnında beyazlık bulunmaz; karnıyla fazla kontrast oluşturmayan koyu renkli başı, boynu ve pembe gagasıyla tarla kazından ayrılır.

KÜÇÜK AKBALIKÇIL(Egretta garzetta)
Zarif bir akbalıkçıldır. Gagası ve bacakları siyah, ayakları sarıdır. Üreme döneminde başında bir çift telsi tüy, göğüs ve sırtında uzun tüyleri vardır, yüz derisi mavi-gri ya da turkuazdan turuncuya dönüşür Bataklıklar, sığ iç sular ve deniz kıyısında yaşar; su içindeki ya da kenarındaki ağaçlarda yuva yapar

ÇIKRIKÇIN(Anas querquedula)
Küçük bir ördektir, çamurcundan biraz büyük ve daha uzun gövdelidir. Gagası daha uzun ve geniş, alnı daha diktir, başı daha köşeli gözükür. Erkeği geniş beyaz kaşıyla hemen tanınır. DİŞİSİ ve gencinin yüzü çizgilidir, gagasının önünde açık bir leke vardır. Erkeğin gagası koyu gri, dişininki yeşilimsi gridir. Bacakları gridir. Alçak bitki örtüsüyle kaplı sığ tatlısu gölleri ve bataklıklarında ürer.

SAKARMEKE (Fulica atra)
Gövdesi siyah, gagası ve alnı beyaz su kuşudur, ördeklerden daha tıknaz ve yuvarlak hatlıdır. Bacakları yeşilimsidir, parmaklarında perde yerine geniş loplar bulunur. Sudan havalanırken uzun süre su üzerinde koşar. Kenarları bitkiler ve sazlıkla kaplı tatlısu göllerinde ürer. Kışın büyük sürüler oluşturur, su bitkilerince zengin olan sığ göller, lagünler ve deniz kıyısında bulunur.

KUÇUK KARABATAK(Phaiacrocorax pygmeus)
Karabatağa göre daha küçük olan küçük karabatak, kısa gagası, yuvarlak başı, kısa ve kalın boynu ve uzun kuyruğuyla hemen tanınır. Gözü siyahtır. Sürüler halinde gecelerler ve koloniler halinde ürerler. Üreme giysisinde başı ve boynu kızıl kahverengi, gövdesi ince beyaz çizgilidir, kış sonunda başı ve boynu simsiyah olabilir. Tatlı ve acı sulardaki geniş sazlıklarda yaşar. Ağaçlarda ve sazlıklarda yuva yapar.

Böcekler
310 tür böcek bulunan İğneada ve çevresinde, yapılan çalışmalar sonucunda 123 türle Pedina ve Hamam Gölü arasındaki bölge en zengin bölge olarak tespit edilmiştir. Bu bölgede bulunan orman içi açıklıklar, böcek türleri için uygun yaşam alanları oluşturmaktadır. Genel olarak proje sahasında böceklerin gözlemlendiği yaşam alanları; göl kenarı ve orman içi açıklıklar, sahile yakın kumul bölgeler, çürüyen ağaç kütükleri ve taş altları ile ormanlık alanlardır. IUCN koruma kategorisinde yer alan Büyük Teke Böceği (Cerambyx cerdo) ve Benekli Bakır Kelebeği (Lycaena dispar) alanda kendine uygun yaşam ortamı bulmuştur. Bu türlerden Büyük Teke Böceği, orman içindeki ağaçlarda yaşamakta ve türün buradaki devamlılığı amacıyla izlenmektedir. Böcek türlerinden besin zincirinin en üstünde yer alan Helikopter böceği (Anax imparator) İğneada ve çevresi için gösterge böcek türü kabul edilmiştir. Sulak alanların civarında yaşayan ve kolayca gözlenebilen bu yaygın tür, diğer böcek türleri ile beslenerek böcek nüfusunun kontrolünde önemli rol oynamaktadır.

Kumul Bitkileri
Kumul Bitkileri Longoz ormanlarını çevreleyen göl ve bataklık alanlarıyla deniz arasında bir şerit oluşturan kıyı kumulları önemli bir bitki alanıdır. Uzunluğu 18 km’yi bulan bu sahil şeridi en fazla genişliğe, Mert Gölü’nün doğusundan Panayır İskelesi’ne kadar olan bölümde ulaşır. Bugüne kadar yapılan araştırmalarda İğneada kumullarında 46 bitki türü tespit edilmiştir. Bu bitkilerden Karadeniz salkımı (Silene sanğaria), peygamber çiçeği (Centaurea kilaea) ve Crepis macropus Avrupa’da yalnızca Trakya’nın Karadeniz sahillerinde görülen endemik bitkilerdir. Alanda yayılış gösteren kum incisi (Aurinia uechtritziana), peygamber çiçeği (Centaurea arenaria), akyumak (Crambe marítima) ve kum zambağı (Pancratimum maritumum) ise Bern Sözleşmesinde koruma altına alınan nadir bitkilerdir. Kıyı kumullarının gerisinde, kıyı kumulu-bataklık geçiş zonunda ise alıç {Crataegus monogyna), adı kızılcık (Cornus sanğuinea), dağ karaağacı {Ulmus glabra), akçakesme (Phillyrea latlfolia), saplı meşe (Quercus robur), karaçalı (Paliurus splna-christii), kuşkonmaz (Asparagus acutifolius) gibi bitkiler yayılış gösterir ve denizden karaya doğru esen rüzgârların kumu içeri taşımasına izin vermeyen yükselti oluştururlar.

http://www.igneada.bel.tr/i4.html den alınmıştır.




One Response to LONGOZ ORMANLARI

  1. Mert dedi ki:

    Bu ormanda çadır kurduk ve yattık, gece hışıetılar vardı ama sanırım sincaptı, gündüz gördüm benzer sesler çıkarıyordu 😀 Baya tehlikeliymiş anlaşılan, çobanlar da tüfekle geziyordu.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir