Balcı Dede

Balcı Dede Longoz Orman balı, polen ve propolis ürünleri Devamı »

Mert Gölü ve Karadeniz

Mert Gölü ve Karadenizin kavuştuğu yer Devamı »

Hırçın Karadeniz

Sahilde dinlenmeye çekilmiş sandallar Devamı »

Mert Gölü

Mert Gölü kuş cenneti. Kuğudan leyleğe yüzlerce çeşit kanatlının uğrak yeri Devamı »

Longoz Ormanları

Longoz ormanları nam-ı diğer subasar ormanları Devamı »

İğneada Limanı

Eylülü bekleyen balıkçı tekneleri Devamı »

MEB Kampı plajı

Denizi sığ kumu ince MEB kampı plajı Devamı »

 

Elif Avcı : Trakya’yı size vermeyeceğiz!

Çimento limanına, nükleere, katliama hayır: Trakya’yı size vermeyeceğiz!

İnsanın, insan olmanın ve yaşamın tüm masumiyetini koruduğu, saygının ve hoşgörünün her zaman herkesin kalbinde bir baba yadigarı gibi taşındığı bir memlekette büyüyüp, taşı toprağı altın bu şehirde yaşamaya koyulduğumdan beri, dilimden düşürmüyorum Trakya’yı. Taşı toprağı altın olan bu şehirde yaşamak Trakya’da büyümüş biri için o kadar da kolay olmuyor çünkü. Trakya, kimsenin kimseye bulaşmadığı, kimsenin kimseyle savaşmadığı, kendi içinde sadece günü kurtarmak istercesine yaşamakla meşgul olan tertemiz bir memleket! Yaşamın zor değil, ağır değil açıkça ‘kirli’ olduğu bu şehirde, düşe kalka ilerlemeye çalıştıkça da bir dayanak gibi dönüp dolaşıp Trakya’ya sarıldım. Temizliğine, sakinliğine, hoşgörüsüne…

* * *

4 Ekim Salı akşamı saat 20:00’den sonra sosyal medyada takip ettiğim Trakya hesaplarında bir hareketlilik fark ettim. Ne oluyor deyip şöyle bir bakmaya kalmadan anladım meseleyi. Diken’in 30 Eylül 2015 tarihli “İğneada’nın ölüm fermanı: Plaj kapatılıyor, çimento limanı kuruluyor” haberini tekrar paylaşması, zaten yıllardır devam eden Longoz mücadelesini alevlendirmiş yine.

* * *

Kendimi bildim bileli İğneada’da gerçekleştirilmeye çalışılan bir Nükleer Santral projesi var. Her yaz, Haziran ayında okulların kapanmasıyla birlikte İğneada’ya termik santral projesine direnmeye giden arabaları izlemeye başlardık yol boyunda. Her yaz, Eylül ayı gelip de okullar açılıncaya kadar bu mücadele gündemini korurdu. Son birkaç yıldır buna bir de Çimento Limanı Projesi eklendi. Nükleer’e karşı verdiği mücadelede hala sonuca ulaşamayan İğneada’nın, bu katliam gibi projeyle karşı karşıya kalması da, bardağı taşıran son damla oldu tahminimce. Söz konusu plana göre İğneada’ya 700 metrelik, sadece çimento ve kimyasal zehirli katı atık taşıyan gemilerin yanaşacağı bir çimento limanı yapılacak. Limanın arkasında kalan sahil kapatılacak ve bu limana günde 300 kamyon çimento taşınacak. İğneada’nın en büyük geçim kaynaklarından biri olan balıkçılık da bu durumda Beğendik Köyü balıkçı limanına çekilecek. Doğal Hayatı Koruma Vakfı (DAYKO) Başkanı Nusret Türkkan, bu projenin gündeme gelmesinin üzere “Bu proje İğneada’nın ölüm fermanı anlamına gelecek” demişti. Doğru söze ne söylenir!

* * *

Ama dediğim gibi, bu mesele ne dünkü mesele, ne de bir yıl önceki mesele. Birileri gözlerini bağlayıp, kılıcını kuşanıp her yıl hücuma geçiyor bu katliam için. Birileri bir şeylerin yolunda gittiği her yere, yaşamı tüm temizliği ile muhafaza eden her yere bir kötülük salıvermek istiyor.

* * *

İğneada, Dünya’da sadece 3 yerde bulunan, biyolojik canlı çeşitliliğinin en fazla olduğu Longoz ormanlarına sahip bir cennet parçası. 35 kilometrelik sahili ile Karadeniz’in en uzun sahili olma özelliğini taşıyan bu doğa harikasının dört elden katledilmeye çalışılmasını insanın aklı almıyor. Uzunkoprum.com adlı sitede daha önce mahkeme kararıyla iptal edilen çimento limanı projesinin yeniden hayata geçirilmek istendiğinin duyurulması üzerine Twitter’daki Trakya’lı hesaplar saat 20:00’de #İğneadaDireniyor ve #TrakyayıVermeyeceğiz tagları ile paylaşım yapmaya başladı. İğneada’ya dikkat çekmek isteyen, bu talana razı olmayan herkes, bir mum da biz yakalım dercesine yazmaya başladı bir şeyler. Hakikaten bir mum yakabilseler yetecekti onlar için. Bir ağızdan bağırabilseler, “Trakya’ya dokunma” diyebilseler yetecekti…

* * *

Yılın sadece 3 aylık bir kısmında insanların gözünün önünde olan, kalan 9 ay ölüm sessizliğine terkedilen küçücük bir tatil köyü İğneada. Istrancaların ortasında, gözünün alabildiğine yeşile ve maviye bulandığı, insanın ciğerlerine kadar yaşamı çektiği bir tatil köyü. İğneada’da insanların bir kısmı limanda balıkçılık yapar. Bir kısmı ormanda odunculuk. 3 aylık yaz sezonunda Karadeniz’in en uzun sahili olmasının ekmeğini yer burası. Deniz ısınmaya başlayınca yazlıkçılar gelmeye başlar. Yerliler evlerini pansiyona verip yaz boyunca kenara üç beş kuruş para atmaya çalışır. Çarşı esnafı bütün kış kapısı açılmayan dükkanını 3 ay para kazanabilmek için bu sahilin yolunu tutanlara aralar. 9 ay boşluğu aydınlatan sokak lambaları artık bir işe yaradığını hisseder yaz gelince. İğneada’da herkes, her şey tüm hazırlığını yapıp o orman yolunun hareketlenmesini bekler. O sahile birilerinin inmesini, o kumsallarda ineklerin yanında birilerinin uzanmasını, kamp alanına çadırların atılmasını… Ama birileri o ormanı hep bekler. Kimse kalan dokuz ayın ıssızlığına aldanıp arkasını dönüp gitmez. Kimse o yaşamı çağrıştıran ormanı bırakmaya cesaret edemez.

* * *

Kırklareli’nde ya da Trakya’da yatıya vakit bulamasa da günü birlik herkesin yolu düşer bu cennete. Herkes, “Şöyle bir içinden geçelim, yerinde mi kontrol edelim” dercesine, bir çay içimlik de olsa basar o altın kumlara. Şimdi o altın kumları beton kaplamaktan bahsediyorlar. O sahile zehir akıtmaktan, o ormanı kurutmaktan. Tüm yaşam umudunu o ormana, o sahile, o kumlara bağlayan insanların ışığını bir bir söndürmekten… Birilerinin cebi dolacak. Birileri daha zengin olacak. Birileri bir dev gibi yakıp yıkacak mı her şeyi? Hayata karşı kirli hesaplar peşinde dolanmayıp, sadece günü yaşamaya kendini adamış insanların dünyasını kirletmekten vazgeçin! Yeşile, maviye, doğaya nedir bu nefretiniz? Çiçeğe, ağaca, akan suya, can taşıyan hayvana nedir bu nefretiniz? İğneada direniyor, yine direnecek. Trakya’yı size vermeyeceğiz!

http://www.habermetraj.com/kose-yazisi/61/cimento-limanina-nukleere-katliama-hayir-trakyayi-size-vermeyecegiz.html

Bir Cevap Yazın